Eğer biri mobilite nedir diye soracak olursa;  cevabım herhalde "hareketli olmak ve minumumla iş görmek" olurdu. Sakın yanlış anlaşılmasın, minumumla yetinmek demedim. Yetinmek kelimesinin ardında bir yetersizlik saklı… Halbuki minumumla iş görmek daha farklıdır... Gereksiz ekleri atmak ve sadece gerekeni kullanmak... Mobilite’nin "yerden bağımsız olma" özelliğini çıkartsak geri kalan değerdir minimalite.



SMS'in ilk günlerini hatırlıyorum, Ericsson telefonlarda bedava olduğu günleri. Bir çoğumuz bu 160 karakterlik boşluğu daha ne için kullanacağımızı bile bilmiyordu. Fakat mobil çağın (yaşayan) efsaneleri, o yaratıcı zekaları ile hemen yeni çağa uyum sağlamayı başardılar. Değişimin çok ama çok önünde oldular. Darwin'in de dediği gibi,  “mobililite” en çok onu en yaratıcı şekilde kullanan zekalara hizmet etti. Diğerleri ise doğal yaşama ayak uyduramadılar. Onlara ne mi oldu?



Elenmeseler de sanırım biraz geride kaldılar. Onlar hala teknolojinin insanı mutsuzlaştırdığını savunuyor! Aslında onları bir nevi elenmiş sayabiliriz  Biz buna doğal seleksiyon diyoruz.



Zekayı alet kullanma yeteneği ile ölçer bilim adamları... İşte yukarda, zekalarından bahsettiğimiz bu kişiler, taş devrinde cilayı bulanların yada cilalı taşını yontup çağ atlayan insanların torunları...



Cep telefonu, mobilite öncülerinin ilk aleti değildi elbet. Bir “çağrı cihazı” serüvenleri oldu onların. O ufacık ve yeteneksiz aletlerle dünyaları fethettiler. İşte cep telefonu da yüne bu zekaların elinde hayat buldu...



Diğerleri sadece konuşurken onlar "gözleri kamaştıran” kablosuz telefon görüşmelerinin parıltılarına kapılmadılar. SMS'i tereyağından kıl çeker gibi buldular.



SMS nasıl bir zevkti öyle... Bana kalırsa o hazzı veren bir başka mobil teknoloji hala gelişmedi. İlklerin sevdası bir başka oluyor sanırım. Bir SMS'e ne anlamlar yüklendi... 160 karakterle çıkma teklifleri mi edilmedi yoksa bir defteri dolduracak muhabbetler mi dönmedi.



Kim demiş “SMS sadece yazışma ortamıdır” diye. En güzel çiçek resimleri SMS’le gelmedi mi yada en erotik kama-sutra pozisyonları....



Şimdi düşününce belki tüm bunların sebebi, eldeki az imkanlara çok anlam yükleyebilmekti...



Minimalize edenler için bırakın konuşmayı, iletişim kurmak için bazen yazışmaya bile gerek yok. Elimizde ki cihaz insanoğlunun eline geçmiş en itaatkar ve en becerikli iletişim kölesi. Ne hayal ederse sahibi, yerine getiren bir köle...



Yeniçağın yaşayan efsaneleri birbirleriyle cevapsız çağrılar atarak bile anlaşabiliyordu. Biri birini çaldırıyor ve teli çalıp kapanan anlaması gerekeni anlıyordu. Bazıları bu işi anlamsız buldu ama asla değildi. Çünkü bu bir mesajdı, hemde içi dolu bir mesaj. Bir yollayanı ve bir de zamanı vardı... Cevapsız çağrılar iki sevgili arasında bazen "seni seviyorum", iki arkadaş arasında da "aklımdasın" demekti. Bir baba oğlunun telini çaldırıp kapatınca "hadi gel artık" demekti...Anlamlar kişiseldi, özeldi..



Eski zaman olur ki...

Hani su siyah beyaz ekranlar... Logo diye telefona yüklediğimiz o garip resimler, bip bip diye öten arama tonları...vs O zamandan bu zamana teknoloji çok ama çok ilerledi ama alışkanlıklar hep baki kaldı.



Bir şeyler ters gidiyor sanki!!!  Teknoloji ilerliyor ama iletişim her geçen gün daha da yalınlaşıyor. Çünkü mobilite bunu gerektiriyor. Eğer mobilite bir sanatsa, bu ilk önce bir basitleştirme sanatıdır, hareketlilik bence sonradan geliyor. Daha basit aramak, daha basit aranmak yani daha basit iletişim kurmak...



Bugün baktığımız vakit, birbirleriyle çaldır-kapatlar ile anlaşan, iletişim öncüsü insanların bünyeleri, MMS gibi WAP gibi gelişen teknolojileri reddediyor... Peki ya sebeb?



Bana kalırsa bu yeni ürünlere bir türlü sahiplenemiyorlar. Onlar kendilerinden bir şeyler katmayı sevdiler. SMS çok basitti. SMS çok hızlıydı. SMS, mesajı en hızlı ileten yöntemdi. Peki MMS değil miydi?



MMS'in birçok eleştirildiği konu var. Basit değil derler, karmaşık derler, zor derler... Derler de derler... Sanki SMS basit miydi? 160 karakter yazmak en az 40 saniye sürer. Halbuki bugün MMS ile fotoğrafı ekleyip yollamak 40 saniyeden uzun değil. SMS yazarken en az 100 tuşa basarsınız, MMS'te ise en fazla 20 tuşa.



Bence sorun basitlik değil. MMS'te basit. Şu an için zor geliyor olabilir. Her yeniliğin bir alışma evresi var. SMS'in de vardı. Anlatmak istediğimiz onca şey varken; o ufacık ekrana,  o kocaman ellerle, ufacık tuşlara basılarak, anlamını kaybetmeden kurulması gereken o kısa cümleler basit miydi?  Değildi ama alıştık. Peki ne için alıştık, sevdamız uğruna alıştık, SMS'e aşık olduğumuz için alıştık...



SMS'i bir değil bindir yaratıcı yolla kullandığımız için aşık olduk bu kadar...



Ya MMS? Aranızda MMS'e aşık olan var mı? Ekranda "1 yeni mesaj" yazısını gördüğünüzde pıt-pıt eden yürekleriniz, "1 multimedya mesaj alındı" yazınca da “pıt-pıt” atıyor mu, yoksa "operatör veya başka birinin reklamıdır" deyip sonra mı bakarım  diyorsunuz.





Soruyorum;



MMS sizce SMS'in gelişmiş halimidir?

MMS sizce bir fotoğraf yollama yolumudur?

MMS sizce bir ses yollama yolumudur?

MMS sizce bir video yollama yolumudur?



Cevap: Teknolojik olarak EVET ama müşterinin gözünde HAYIR! Çünkü onlar anlam yüklemek istiyor. Fotoğraf yollamak değil amaçları...



Onların derdi sınav sorularını çekip, cevap gelsin diye dışarıdakilere yollamak,

Mağazada gördüğü t-shirt'ün resmini çekip, arkadaşlarına alayim mi, almayim    mi diye sormak,

• Gittiği konseri yada barı görüntüleyip arkadaşlarına ortamı anlatmak...



Yani dert dediğimiz fotoğraf çekmek değil. Dert "çekilen fotoğrafın, kime, niye, neden gönderileceği? " MMS'in her şeyi var sadece ruhu yok, biraz kişiliği noksan...



İlk başlarda fotoğraf çekmekte de aynı problemi yaşadık. Yarım megapixel bile olmayan bir kamera ile insan vesikalık resim haricinde ne çekebilirdi ki? Ama öyle olmadı. Kameralı telefonlar en güzel kopyalama cihazı oldu. Örneğin otopark'ta arabayı koyduğumuz yerin blok numarasını kamera ile çektik, yolda gördüğümüz kampanyalarıda... Yavaş yavaş kamerada bir ruh buldu mobil zekaların elinde ve bulmaya devam ediyor



Şimdi ise insanlar aynı şeyi MMS için aramakta... SMS'i hatta mobilitenin hiç hesapta olmayan özelliklerini keşfetmiş bu insanlar illa MMS'in de gerçekte neye hizmet edeceğini bulacaklar ama MMS'i piyasa sürenlerin bu sürece bazı katkılarda bulunması şart...



Geçmişe dönüp baktığımızda bunu video-kamera ile sinemanın arasında ki farka benzetiyorum. Kamera daha önce bulunmuş bir öncü teknoloji olmasına rağmen kitlelerin üzerinde sinemanın yaptığı etkinin onda birini yapmamıştır. Sinema bir ruhtur, kamera ise teknoloji... Sinema bir alettir. Önemli olan insanların alet kullanma zekası...



MMS'in yumuşak karnı teknolojisi değil, uygulama yetersizliğidir.



Laissez faire, laissez passer! Mobilite'nin ardında ki görünmez el dengeyi sağlayacaktır. Bırakın MMS'in nasıl kullanılacağını kendileri bulsunlar, bulsunlar ki anlam katsınlar. Katsınlar ki kendi katma değerlerini, aşık olsunlar... Gece yatağında telefonuyla uyuyanlar sadece SMS'e yatmasın rüyasında, renklensin, haraketlensin rüyaları... Bırakın yapsınlar. DOITYOURSELF dedikleri şu olağanüstü şey illa İKEA'dan mı alınır? 



Demek istediğim, MMS'in başarısız olmasında ki suç MMS'in değil. Suç MMS için kullandığımız arayüz de değil. Suç onu müşteriye anlatanlarda, lanse edenlerde yani suç pazarlama metotlarında....  Şimdi kızacaklar sanırım bunu pazarlayanlar ama MMS dünya genelinde böle pazarlandı, yani kimseye özel bir hata değildi bu. Japonya hariç, Japonya zaten uzaylı… Hakikaten dünyalı değiller onlar…



MMS'in müşterinin gözünde konumlanması ile SMS'in konumlanması çok farklı oldu. SMS kendi halinde bir üründü, bir bilinmezlikti. Kullanıcılar onu kendileri keşfetti ve her geçen gün üzerine yeni kullanım alanları eklendi.  MMS ise  (reklamlarla, kampanyalarla... vs) zorlandıkça zorlandı. Tutundurma faaliyetlerine işte ben bu yüzden bazen karşıyım. Hormonlu bir ortamda müşterinin sponte davranması yani ürüne “ihtiyaca göre” şekil vermesi bir imkansızlık haline geliyor.



İşte böyle olduğu vakit kamera ile ancak görüntü çekebiliyorsunuz, bir film ya da bir belgesel çekemiyorsunuz. Halbuki kamera onunla bir film çekildiği vakit, bir şeyler anlatıldığı vakit bir kameradır.



MMS ile sadece fotoğraf alıp, fotoğraf yollayabiliyorsunuz… Ne bir foto-roman, ne bir video klip.  Şimdi Dünya’da bir yerlerde MMS ile çekilmiş kısa metrajlı film yarışmaları ya da fotoğraf sergileri açılıyor. Sizce neden?



Ha işin birde tasarım yönü var. İki tanrıdan her zaman Herkül doğmayabiliyor. SMS ile Data birleşince ortaya MMS tanrısı çıkacak diye bir kural yok. Belki MMS gerçekten de tutulan bir ürün olmayacak! Denemek gerek. Fakat doğru zamanda, doğru yerde ve şekilde denemek gerek.



Peki, şimdi ne mi yapmak gerek. Bence müşterinin zor diye tabir ettiği çıkıntılar tıraşlanmalı. MMS'in tasarıma ufak eklemeler yapılabilir. Örneğin kullanıcı foto, resim, müzik gibi dosyaları text'in arasına ekleyebilmeli ve sırasını kendisi belirleyebilmeli. İlla önce resim sonra yazı formatıyla kullanıcı zorlanmamalı.



SMS'in gidiş zamanı 5,5 saniye, geriye dönen "iletildi” raporunun bize ulaşması ise 11 saniye. SMS ile 11 saniye sonra kullanıcıya mesajımızın gittiğinden emin olmak bana kalırsa email'dan bile daha garanti geliyor. Dönüp baktığımızda bugün bırakın iki farklı cihaz markasını, bazen Nokia'dan Nokia'ya bile MMS'ler gitmiyor. Gitse bile mesajımız gösterilemiyor, bilinmeyen format, telif haksız zımbırtı... vs İçerik formatının her cihazda desteklenmesi şart.



Bu zayıf yanları giderirken bir de müşterinin MMS’i nasıl kullanacağı hakkında daha yaratıcı olmalarını sağlamak gerek. Belki bazı filmlere, reklamlara ya da diğer izlentilere MMS'in farklı şekillerde kullanımını gösteren senaryolar eklenmeli.



Belki bununla ilgili bir fikir yarışması yapılmalı. Geçmişte SMS'teki katma değer, MMS dediğimiz bir üst teknolojiye olan yaklaşımlardı. Yani SMS'i SMS yapan şey, kullanıcının verilenin dışına taşmasıydı. Bu bağlamda MMS'in daha geliştirilmiş bir versiyonun sunacağı imkanları düşünmek gerek. Bunları bulup MMS için daha yaratıcı kullanım alanları bulmak gerek.



Bugün sektörde ki birçok insan MMS'in ölü teknoloji olduğunu söyler. Bence değil. Başarılı olmayınca suçu teknolojiye atmak en basit yol. Bence bu ürünün üzerinde tekrar düşünmekte fayda var.